Menü

Anket

Hangi haber sitesi, yazdiginiz yorumlari tarafli davranarak yayinlamadi?
Haberturk (%55,3)
Milliyet (%5,30)
Hurriyet (%7,59)
Samanyoluhaber (%19,0)
Diger (%12,7)

Toplam Oy: 566

Tüm Anketler

Takvim

« Temmuz - 2014

»

PT SL ÇŞ CM CT PZ
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31

İstatistikler

 Toplam Hit: 2850921
 Sitede Aktif: 1
 Ip: 107.20.91.81
 Browser: Default - 0.0
 Toplam Kategori: 31
 Toplam Blog: 610
 Toplam Yorum: 3795
 Toplam Resim: 1
 Toplam Mesaj: 16

Etiket Bulutu

, . Abdülkadir Güler araştırma araştırma teknikleri Atatürk avrupa'da restorasyon dönemi Ayten Dirier balkanlar bayram BÜYÜK TAARRUZ Cern Çanakkale deneme deney Doğan Bekin dram Ekrem Demirtaş İstanbul izmir mardin Mehmet Nuri Parmaksız osmanlı şiir tarih tehcir teknik tevfik fikret

Blog

RSS Takip Tavsiye Et İndir (.doc) Okunma: 1872
MEVLİD KANTAT, ZAMAN ve MEKÂNI KANATLANDIRDI

AYVA MARMELÂDI ile KIŞI UĞURLAYALIM 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI

MEVLİD KANTAT,  ZAMAN ve MEKÂNI KANATLANDIRDI

 

  

Galaksi gül oluşturdu.

 

http://www.youtube.com/watch?v=fc090FLssfY

 

http://www.malatyaguncel.tv/-e2-80-98mevlid-kantat-e2-80-99-dunya-promiyeri-istanbul-e2-80-99da-yapildi/istanbul-video_2649ab470.html

*

 

*Mevlid

Türkler, VII. Asırda karşılaştıkları İslâmiyete, yapılarına uygun olduğu halde Emevilerin ırkçı tutumları yüzünden soğuk kalmışlardır. VIII.asırda İslâm Orduları ve yönetiminde yer alınca, İslâmiyet hızla Türk illerinde yayılmaya başladı. Hoca Ahmet Yesevi’nin Hikmetler’inde karşılaştığımız peygamber sevgisi, çağıl çağıl Anadolu’ya aktı, Balkanlara taştı…  XI.asırda İslâm Dünyası’na egemen olan Türkler; İslâmiyeti korudular, yaydılar ve geliştirdiler. Türk-İslâm Medeniyetine zarafet, akılcılık damgasını vurarak, geçmiş ile gelecek arasında bir sentez oluşturdular.

 

Mevlid/Mevlüd sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed’in doğumunu anlatan manzum bir eserdir. Asıl adı “Vesilet-ün Necat” yani Kurtuluş Vesilesi’dir. Her dönemde ve her yerde yazılmış, ama hiçbiri Osmanlı Devleti’nin Ankara Savaşı’ndan sonra şehzade kavgaları, Şeyh Bedreddin İsyanı gibi olaylarla, dağılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu Fetret Devri’nde 1409’da Süleyman Çelebi’nin yazdığı Mevlid kadar tutulmamıştır.

 

XIV.asırda Erzurumlu Mustafa Darir’in, İbn-i İshak’ın “Siretü’n Nebi” adlı eserinden çevirdiği “Tercümet’üt Darir” adlı mevlidi’nin yanı sıra XV.asırda Fatih Dönemin’de yaşayan Ahmedi’nin yazdığı mevlid vardı. Yazıldığı dönemin koşullarının yanısıra, edebî yönden üstünlüğü ve içtenliğiyle, Süleyman Çelebi’nin “Vesilet-ün Necat” adlı mevlidi asırlardır dilden düşmedi.

İranlı bir vaizin peygamberler arasında bir fark görmediği ve Hz. Muhammed’in Hz.İsa’dan üstün olamayacağı görüşü karşısında, Süleyman Çelebi yüreğindeki Muhammed aşkını Mevlid’de dillendirdi. Bugün bile saf haliyle anlaşılan Osmanlı Türkçesi ile yazılan Mevlid, Bahir denilen dokuz bölümden oluşur:

-Münacaat / Yakarış,

-Yazana Dua

-Peygamber nurunun yaratılması,

-Veladet / Doğum,

-Risalet / Peygamberlik,

-Peygamberin mucizeleri,

-Miraç / Göklere çıkış,

-Peygamberin ahlâkı,

-Rıhlet / Vefat,

-Mevlide sonradan ilâve edilmiş bölümlerden olan “Merhaba” ve “Dua” halkımızca benimsenmiştir.

Üslubu sadedir. Şair, süse, yapmacıklığa, mübalağaya düşmeden içtenlikle heyecan duygu ve düşüncelerini anlatmıştır. Mesnevî tarzı ve Aruz vezniyle yazılmış, mısraların mükemmel, kâfiyelerin uyumuna önem verilmiştir. Üslubu sadedir. Süse, yapmacıklığa, mübalağaya düşmeden samimiyetle heyecan duygu ve düşüncelerini anlatmıştır.

Asırlar boyu İslâm Dünyası’nda kutlu gün ve gecelerde, sünnet, düğün, ölüm gibi önemli durumlarda, güzel sesli Hafız ve Mevlidhanlar  tarafından okunmuş, huşû ile dinlenmiştir.

 

*Dinî  Müzik

 

Müzik insan ruhunu kanatlandıran bir sanat… İnsanlıkla gelişmiş, formatla evrensel hale gelmiştir. Tarih boyunca müzik dinsel törenlerde kullanılmış, enstrümanlarla huşû ve coşkuyu katmerlendirmiştir. İslâmiyet Öncesinde Türkler, Tanrıya yakarışı davullar eşliğinde yaparlardı. İslâmiyeti benimseyince; “Sus-dinle–anla” geleneğine uymuş, ibadet ve törenlerde enstrümanı kaldırmıştır. Mevlevihane ve Tekkelerde, Tasavvuf musıkisi icra edilirken, zikrlerde enstrümanlara yer verilmiştir. Davul dışında “Ney” ağırlıklı olmak üzere “Araban” denilen büyük tefler ve klâsik Türk Müsıkisi enstrümanları kullanılmıştır.

XVIII. asırda Mustafa Itrî ile dinî müzik, formata uygun hale getirildi. Tekbir ve Salat-ı Ümmiye, Koro halinde söylenirken insan ruhunu kanatlandırır…

 

Itrî’nin çağdaşı George Friederic Handel’in “Mesih Oratoryosu”, Haydn'ın “Creation”, Johann Sebastian Bach’ın “Matthaus Passion'" ve asrın ikinci yarısında yetişen Wolfgang Amadeus Mozart'ın “Requiem”i dinsel öğeler taşıyan Klâsik Batı Müziği’nin şah eserlerindendir. Bu eserlerde orkestra yalnızca esere eşlik eden bir araç olmaktan çıkmış, güçlü bir anlatım aracı haline gelmiştir.

     

Tanzimat’ta başlayan Batılılaşma Hareketleri, müziği de etkiledi. III.Selim Dönemi’nde Batı Müziğine ilgi artmış, davet edilen bir İtalyan topluluk tarafından 1797 mayıs ayında sahnelenmiştir. Büyük bir bestekâr olan III.Selim Dönemi’nde Batı formları, Osmanlı  Saray’ını etkilemeye başladı. Tanburi İzak, Dede Efendi, Şakir Ağa, Emin Ağa ile devam eden büyük formlar ve klâsik anlayış, Dellâlzade ile sona erdi. Zekâi Dede ve tanburi Ali Efendi zamanında saraya İtalyan besteciler geliyor, operetler oynanıyordu. Batı müziği tarzında besteler hazırlanıp, icra ediliyordu. Çok önceleri Dede Efendi’nin bestelediği “Yine bir gülnihal” ile “Ey büt-i nev eda” eserlerinde Batı tarzı açıkça hissedilir. Dinî musıkide  bayram tekbirlerinin yanı sıra naatlar, savtlar, salatlar da bu etkiden kurtulamadı. Hatta etkinin ağırlığı bu alanda oldu. Enderun’dan diğer alanlara kayan bu akım, hayatın simgesi sokakta  tutulmadı.

1797'den sonra birçok opera ve bale topluluğu İstanbul’da yapılan davet ve toplantılarda sahne almış ve bu bir adet haline gelmiştir. XX.asırda Opera denemeleri de yapıldı; librettosunu Halide Edib Adıvar'ın yazdığı ve Vedi Sabra'nın bestelediği “Kenan Çobanları”, Mehmed Baha Beyin bestelediği “Nesteren” operası, Celâl Esat Arseven'in Vittorio Radeglia ile birlikte meydana getirdiği 1918'de Viyana'da oynanan “Şaban” adlı komik opera, 1920'de amatörlerin oynadığı, librettosunu Şehabettin Süleyman ile Hulki Âmil Keymen'in yazdığı ve Nurullah Taşkıran'ın bestelediği “İhtiyar” adlı opera bu arada sayılabilir.

Halide Edip Adıvar, 1956 yılında hem Dinî Türk Musıkisi, hem de Klâsik Batı Müziğinden iyi anlayan, bir bestekârımızın, Mevlid’in Veladet bahrini bestelemesi düşüncesini ortaya attı. Sanırım bu düşünce üç yıl önce icra edilen “Atatürk Oratoryosu”nun yarattığı etkiden kaynaklanabilir. Batı Kültürüyle yetişmiş, her yönüyle özümsemiş Halide Edip’in bu hayali nedense gerçekleşmedi.

 

*Türk Oratoryoları

 

Batı tekniğiyle çalışan Türk bestekârlar, oratoryo türünde de eserler verdiler. Bunlardan en önemlileri, Ahmet Adnan Saygun’un, metni Yunus Emre'nin şiirlerine dayanan “Yunus Emre Oratoryosu”(1946), Nevit Kodallı'nın, Cahit Külebi'nin Atatürk Kurtuluş Savaşında şiiri üzerine bestelediği “Atatürk Oratoryosu”(1953) ile Fazıl Say'ın 2001 yılında bestelediği “Nazım Hikmet Oratoryosu”dur.   

Atatürk Oratoryosu benzeri eserler, oratoryo türünün, dinî konular dışına da taştığını göstermektedir. Oratoryo soprano, tenor, bariton, koro ve büyük orkestra için bestelenmiş ve ilk olarak 9 Kasım 1953'de Ankara Devlet Operası Solistleri ve Hans Herner yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası tarafından Ankara'da seslendirilmiştir. Bu seslendirme, Atatürk'ün naaşının, Ankara Etnoğrafya Müzesi'nden, Anıtkabir'e nakledilmesinden bir gün önceye denk gelmektedir.

Atatürk için yazılmış bir başka ciddi eser de Cumhuriyetin 75. Yıl kutlamalarına da yetişen “Mustafa Kemal Atatürk ve Güneşin Askerleri” adlı yapıttır. Bu eser Tuluyhan Uğurlu'ya aittir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana bu ve benzeri eserler ülkemizde büyük beğeni kazanmış ve olumlu eleştiriler almışlardır. Ama dinî konuda bırakın İslâm Dünyasını, bizim ülkemizde bile bu formatta, hayal edilse bile, bir eser yazmaya  -Selman Ada’ya kadar- kimse cesaret edememiştir.

*

Mevlid Kantat(Oratoryosu)

Türk besteci, orkestra şefi ve piyanist Selman Ada, 1953 doğumlu, bütün eserleri külliyen basılan ilk Türk bestecidir. İstanbul Devlet Opera ve Balesi'ne atanan ilk Türk genel müzik direktörüdür. “Ali Baba ve Kırk Haramiler”, “Aşk-ı Memnu” adlı operalar ile “Mavi Nokta” ve "Mevlid" adlı oratoryoların bestecisidir.

Kantat (Latince ve İtalyanca'da cantare, "şarkı söylemek") bir çalgı eşliğinde söylenen ve genellikle birden fazla bölüm içeren sözlü bestedir.

Oratoryo; solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış, oyun öğesi bulunmayan, kutsal nitelikte müzik eseri.

Bu durumda “Mevlid Kantat” yerine “Mevlid Oratoryosu” demek daha doğru olur. Zaten bu organizyosyonun yapımcısı Ahmet San, Selman Ada'nın bestelediği eserden basında her ne kadar "kantat" diye söz edilse de bunun aslında klâsik formatta elli beş dakikalık bir "oratoryo" olduğundan söz ediyor.

“Mevlid Oratoryosu” projesi, Kur’an-ı Kerim’in indirilişinin 1400. yıl dönümü vesilesiyle Cumhurbaşkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla hayata geçirildi.

Mevlid Kantatı'nın bestecisi ve orkestra şefi Selman Ada,  eseri 3 yıl önce, günde ortalama 8-10 saat çalışarak 8 ayda bestelediğini belirten Ada, ''Nota kağıtlarında duruyordu. 3 yıldır da kimse ilgilenmiyordu ama en sonunda çok harika bir buluşma oldu. Hem opera genel müdürü Rengim Gökmen Bey, hem Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül gönülden büyük bir destek verdi. En önemlisi de zaten gönülden destek vermeleri'' diye konuştu.

Ada, Mevlid'in 602 senedir çok güzel sesli mevlithanlar tarafından bugüne geldiğini anlatarak, ''Mevlid Türkçe bir metindir, Türk metnidir, dini bir metin değildir. Sadece peygamberin doğumunu anlatır ve onu müjdeler. Onun yüceliğini anlatır. Biz bunu kendi kendimize Türkiye içerisinde yapmaktaydık. Şimdi bu formatla, yani senfonik orkestra eşliğindeki büyük koroyla beraber bütün dünyaya açılma imkanı doğmuş oldu. Bu nedenle çok gönülden bir destek bekliyoruz. Halkımızdan eleştiri yerine destek bekliyoruz'' şeklinde konuştu.

Çağdaş müzikle Batı ve diğer Müslüman dünyasına çok büyük bir armağan sunmak durumunda olduklarını ifade eden Ada, şöyle konuştu: ''Sanıyorum Mevlid Kantat, başka ülkelerin orkestraları ve sanatçıları tarafından da seslendirilecektir. Böylelikle biz her zaman Mozart'ın, Verdi'nin ve Bach'ın requiem'lerine, pasion'larına devam edeceğiz. Onlar da bize ait olan, İslâmın yüceliğini vurgulayan bu eseri seslendireceklerdir. Umarım Amerikalılar, Japonlar, Fransız, İngiliz, Alman ve İtalyanlar sık sık icra ederler, biz de burada ihya oluruz."

*

''Mevlid Kantat''ın dünyadaki ilk seslendirilişi, Devlet Opera ve Balesi müdürlüklerinin orkestralarından meydana gelen 110 kişilik büyük opera orkestrası ile korolarından oluşan 320 kişilik büyük opera korosu eşliğinde Ahmet San'ın organizasyonuyla 20 Nisan akşamı, hava koşulları nedeniyle Sultan Ahmet Meydanı yerine, İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. İstanbul İzmir, Mersin, Antalya, Samsun Devlet opera koroları (309 kişi) / Korolar Gn. Koordinatörü: Caner RUHSELMAN Orkestra İstanbul, Mersin, İzmir Dev. Op. Orkestraları (97 kişi) 

Solistler: Murat Karahan-Tuncay Kurtoğlu, Şef: Selman Ada

Müzik başladığında eşimin ilk tepkisi; “Ne bu ya, kilise müziği!..” Hemen onu diğer televizyonun olduğu yere gönderip, salondaki televizyonun karşısına oturdum. Orkestra güçlü anlatımıyla izleyenleri sararken, vecd içinde yöneten Selman Ada’nın ruh hali icracılar ve dinleyicilere de geçti. Aynı ruh haliyle dinledim. Bir an ruhum, zaman ve mekândan kanatlanıp 15 asır öncesinin Mekke’sine kondu. Öksüz Muhammed’in doğumu sırasındaki sırlara tanık oldum. Kur’an indirildikçe katlanılan acıların, bugün de Müslümanları terk etmediğini düşündüm.  

Televizyondan mı kaynaklanıyordu bilemem ama Koro, Murat Karahan ve Tuncay Kurtoğlu'nun o muhteşem seslerini boğuyordu. Bu konuda gerekli düzeltmelerin yapılacağına, sololara daha çok önem verileceğine inanıyorum. Müzik Dünyamız çok önemli bir esere sahip oldu, bunun bilincindeyiz. Atatürk’ün gösterdiği hedefte; her alanda biz de varız, sizinle yarışabiliriz özgüveni bu eseri doğurmuştur.

''Mevlid Kantat'' konserinde okunan mevlidin, okunuş formatı ve tarzının, üslup dışı olduğunu söyleyen İstanbul Hafızlar ve Mevlithanlar Cemiyeti Başkanı Hafız Halil Akıncı dışında, iki gündür araştırdığım halde, bir kişi dışında eleştiren olmadı.

“Sanat sanat içindir” tezi doğrultusunda gerçekleştirilen eserin, kültür ve sanatımızın özellikle dışa yönelik etkinliklerinde çok önemli bir yer alacağına inanıyorum. Çevirilerle, her ülkenin ünlülerine okutulacağı basında yer aldı. Türk Çağı hüzmelerinin ufukta belirdiği bir sırada, “Mevlid Oratoryosu”nun Dünyanın her yerinde icra edilmesi, milletimizin ebed müddet özelliğini, her dönemde olduğu gibi çağımızda da, kültür ve sanatta ilham kaynağı olabileceğini yansıtacaktır. Asırlardır sevgililer sevgilisine beslenen evrensel sevginin bir daha dillendirildiği eser, birbirini yiyen insanlığa bu sevgiyi mesaj olarak verecektir. Camilerin, kiliselerin, havraların 750 yıldır birlikte uyum içinde insanlığa huzur verdiği İstanbul’daki atmosferin; Vatikan St.Piyer Katedrali, Atina Akropol, Paris Notre Dame Katedrali, Köln Katedrali, Londra St.Paul Katedrali, Beyaz Saray bahçesi, Sidney Opera Binası’nda estirilmesi dileğiyle…

Teşekkürler Sayın Cumhurbaşkanımız, Egemen Bağış, Mustafa İsen, Selman Ada, Rengim Gökmen, Murat Karahan, Tuncay Kurtoğlu, Ahmet San ve tüm emeği geçenler, teşekkürler…

*

Kaynaklar:

-Basın

-Wikipedia

-Türkçebilgi

-http://www.aytendirier.com/blog/blog.asp?id=295 -ITRÎ

-http://www.aytendirier.com/blog/blog.asp?id=156

-http://www.aytendirier.com/blog/blog.asp?id=335

-Resimler : Google, Samanyolu, Zaman

*Eserlerim,"www.aytendirier.com" kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.

İsimsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı "Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına" göre suçtur. 

Selman Ada                                                                    Murat  Karahan

Orkestra - Selman Ada - Tuncay Kurtoğlu


  # Yorum Yaz #

İsim :

Yorum :
(Max. 400 Karakter)

 
» Benzer 5 Konu
 Konu Başlığı Tarih Okunma
 MEVLİD KANDİLİ’NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 2/26/2010 1552
 MEVLİD NEDEN YAZILDI? 3/12/2009 3556

En Çok Okunanlar Son Yorumlananlar Hakkımda
I.TBMM’nin AÇILIŞI, ÖZELLİKLERİ ve ÖNEMİ (70280)
OSMANLI BEYLİĞİ’NİN KISA SÜREDE BÜYÜMESİNİN NEDENLERİ? (34190)
DİYET YAPMADAN SAĞLIKLI ZAYIFLIYORUM! (25020)
TEVFİK FİKRET'İN DRAMI - 2 (Haluk'un Bayramı, Haluk'un Defteri, Bir Lahza-i Taahhur) (21723)
ŞEYH EDEBALİ ve OSMAN GAZİ’YE VASİYETİ (18918)
TÜRK-İSLAM BİLGİNLERİ- 4 (16242)
ÖĞRETMENLER GÜNÜ: ALNIMIZDA BİLGİLERDEN BİR ÇELENK (15082)
RAMAZAN ve BAYRAM GÜNLERİNE BİR DEMET MANİ (14967)
ARTUK BEY ve ARTUKOĞULLARI (14936)
TEVFİK FİKRET'İN DRAMI- 3 (Haluk'un Vedaı, Promete, Sabah Olursa, Haluk'un Amentüsü) (14830)
RAMAZAN ve BAYRAM GÜNLERİNE BİR DEMET MANİ (47)
KADİR GECESİ (7)
DİYET YAPMADAN SAĞLIKLI ZAYIFLIYORUM! (143)
Özden BORA : ADIM SANA YAZGIM (2)
RAMAZAN ÇEŞNİLERİ (2)
Hurma tatlıları ( 5 çeşit ) (6)
Kıtkat (5)
I.DÜNYA SAVAŞI’NIN NEDENLERİ-Ayten DİRİER (2)
Abdülkadir GÜLER :Senden Uzakta (6)
I.TBMM’nin AÇILIŞI, ÖZELLİKLERİ ve ÖNEMİ (238)
AYTEN DİRİER’İN BİYOGRAFİSİ   Mardin’in taşı bile şiirleştiren hoşgörülü duygularıyla işlendi ruhum… Bir yangının gölgesinde geçen mutlu çocukluk ve Cumhuriyet İlkokulu… Üstün başarı ve acılar sarmalında Kız meslek Lisesi(Orta) ve Mardin Lisesi'nde geçen ilk gençlik… Kitap, kalem ve müziğin en iyi dost olduğunu keşfetme ve yutulan klâsikler… 1971'de dereceyle bit